Facebook

9 Kasım 2010 Salı

Yeni Yıla Girerken Cildinizi Yenileyin

YENİ YILA GİRERKEN CİLDİNİZİ YENİLEYİN
Türkiye ve dünya genelindeki uzmanlar cildinizi korumak için alabileceğiniz önlemler ve tedavi yöntemlerini Marie Claire ile paylaştı.

Yılın bu zamanı; uykusuzluk, stres, sigara ve içki tüketimi arttığı için cildimizi dış etkenlerden korumak genellikle daha da zorlaşır. Ancak günümüzde üretilen yeni ürünler ve yöntemler sayesinde cildimizi korumamız mümkün.

Sosyal hayattaki hareketliliğin cildi olumsuz yönde etkilemesi oldukça ironik aslında…

Eğlence ile birlikte sigara ve içki tüketiminin artması, geçiştirilen öğünler ya da geç yatmak ciltte lekelenmelere, hatta çökmelere neden oluyor. Bu nedenle sosyal hayatınıza devam ederken, cildinizi ekstra koruma altına almanız gerekiyor.

OLUMSUZ ETKİLER

“Düzensiz ve zamansız beslenme, şehir hayatının kargaşası, hava kirliliği, sigara dumanı stres cildimizin zamanla yıpranarak zarar görmesine sebep oluyor. Doğal dengesini kaybeden cilt hızlı ve yoğun bir şekilde nemini kaybetmeye başlıyor, kuruyor ve zamanla karışmaya başlar. Şehir hayatının bu kargaşasına bir de sigara eklenince cilt tamamen parlak ve canlı yapısını kaybediyor.

Sigara; ciltte kırışıklıklardan sivilceye, renk sararmasından cilt kalitesinin azalmasına kadar pek çok sorunu beraberinde getiriyor. Her şeyden önce nikotin kan damarlarında daralmaya sebep olarak, oksijen akışını yavaşlatıyor. Buda cilde gerekli olan vitaminlerin geçişlerini azaltıyor. Vücuttaki C vitamini azalınca, hücre yenilenmesi yavaşlıyor ciltte su oranı düşüyor, cilt kurumaya ve sertleşmeye başlıyor. Tüm bunların sonucunda da kolajen zarar görüyor, elastik yapı kayboluyor, kırışıklıklar artıp, mat bir cilt ortaya çıkıyor” diyen Dr. Erçin Özüntürk uykunun çok önemli olduğunu da sözlerine ekliyor.

PARTİ ÖNCESİ VE SONRASI

Her ne kadar sosyal hayatınızdan cildiniz için feragat etmek istemiyor olsanız da, bazı gerçekler ne yazık ki kaçınılmaz. Bunlardan biride uyku. Cildinizin canlı bir şekilde parıldaması için sekiz saat minumum uyumanız gerekiyor. MD Skincare’in yaratıcısı Dermatolog Dr. Dennis Gross; “Eğer her akşam yeteri kadar uyuyorsanız, cildinizin bağışıklılık sistemi güçlenir ve cilt kendini daha sık yeniler. Bunun için de eğer yeteri kadar uyuyamıyorsanız, cildinizi desteklemesi için bir gece kremi kullanabilirsiniz. Yoksa lekelenme ve çizgilerde büyük bir artış meydana gelir” diyor ve seçeceğiniz kremin içerisinde Retinol olmasına özen göstermeniz gerektiğini belirtiyor. Sadece kullandığınız kremlerin değil, tükettiğiniz besinlerin de cilt üzerinde etkisi olduğunu unutmamalısınız. Dışarı çıkacağınız günlerde cildinizin kendisini koruması için C vitamini gibi çeşitli antioksidanlar tüketebilirsiniz.

Böylece gün içinde ofiste yorulan cildiniz, kendini korumak için güç elde eder. Çünkü ofis hayatı aslında gece hayatı kadar cilt üzerinde olumsuz etkiye sahip. “İş yerlerinde kullanılan bilgisayar ve klimalar sağlığımız ile birlikte cildimizi de olumsuz etkiliyor. Ayrıca birçok iş makyaj yapmayı da gerektiriyor ve ortalama altı ila on saat gibi bir süre işyerinde bulunan bir kadının yüzü yaklaşık o süre boyunca makyajlı kalıyor, cildi hava almıyor. Çalışmadan geri kalan sürede dinlenme fırsatı az olan kişilerin akşam yemek toplantıları ile birlikte sigara ve içki tüketimleri de varsa ciltlerinde her türlü olumsuzluk hızla artacaktır. Bu kişiler genellikle uykusuz kalırlar. Düzenli uyku gece kremlerinden çok daha önemlidir. Eğer makyaj da iyi temizlenemez ise bir gün sonra makyaj atıkları ciltte birikerek lekelenmeler ve kırışıklıklara neden olacaktır” diyen Dermatolog Dr. Feza Erdoğdu; yatarken makyajınızı silmeyi unutmamanız gerektiğini de söylüyor. Her ne kadar gecenin bir saatinde eve geldiğinizde en son yapmak istediğiniz şey yüzünüzü yıkamak olsa da, bu iş lemi kesinlikle atlamamalısınız.

CİLDİNİZİ YENİLEYİN

Eğer cildiniz bu yoğun sosyal hayattan çoktan etkilenmişse, çeşitli tedavi yöntemlerini denemeye başlamalısınız. Dermatologlar mikrodermabrazyon, peeling ve lazer tedavilerinin cildinizin eskisi gibi parlamasına yardımcı olabileceğini dile getiriyorlar. “IPL Quantum ve N-Lite lazerler ile cilt problemlerine yönelik uygulamalar yapılmakta. Daha fazla sıkılaşma ve kontörünün belirginleşmesini arzu edenlere radyo frekans dalgası olan tek seans uygulan Thermage sıklıkla önerilmekte” diyen Erdoğdu’ya ek olarak Dr. Levent Türbedar da mikrodermabrazyon öneriyor. Bu yöntem günümüzde cilt gençleştirmek için kullanılıyor ve cilt ütüsü olarak da biliniyor. Alüminyum hidroksit kristallerini cilde püskürterek cildin dümdüz, pürüzsüz ve parlak hale gelmesine yardımcı oluyor. Avrupa’da bazı ülkelerde mikrodermabrazyonun farklı versiyonu olan Transderm terapisi uygulanıyor. Elektronik titreşimler ile cilde masaj yapan bu yöntem, cildin geçirgenliğini artırarak aktif maddelerin içeri girmesini sağlıyor. Yurt dışında uygulanan ve popüler olan bir başka yöntem ise CACI Ultimate. Dermisin en üst düzeyinin pul pul dökülmesini sağlayan bu yöntem aynı zamanda cilde masaj yapıyor, koajen üretimini hızlandırıyor ve lekelenmeler gibi yaşlılık belirtilerini azaltıyor. Ciltte farklılıklar meydana geliyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder